Hobby Balsam Klasik Saç Kremi…

Bugün size anlatmak istediğim ürün Hobby Saç Kremi. Öncelikle ürün ile nasıl tanıştığımı size anlatayım ki, bende yazımın en ilginç kısmı burası. Bu ürünü BİM Marketlerinin Cuma günü olan kampanyalı ürünlerinde gördüm, fiyatı 3,5 TL idi.  Evet, yanlış duymadınız 3,5 TL…
Bu markaya ait saç ürünlerinden sadece ve çok önceleri jölesini kullanmıştım. Ama şampuan, saç kremi vb gibi ürünleri hakkında hiçbir fikrim yoktu.  Ama bu fiyata en azından markanın saç kremini denerim, nereye vermiyorum ki bu parayı diyerek gözümü karartım. Ve iyi ki de karartmışım.
Üründen gayet memnun kaldım. Saçlarımı yumuşak yaptı. Oldukça yoğun olan bir krem olduğundan az bir miktar bile kullanmak yeterli geldi benim saçlarıma. Ve bundan dolayı oldukçada uzun süre kullandım, bereketli bir ürün yani… Yani fiyat kalite dengesi çok çok iyi olan bu saç kremini bu fiyata bulduğunuzda kesinlikle kaçırmayın derim. Ben bir daha yakaladığımda zaten stok yapacağım, benden söylemsi…
Ürün tanıtımında yazanları da paylaşarak, bu yazıyı bittiriyorum artık.
Tüm Saçlar İçin Kolay Tarama ve Canlı Görünüm
Vitamin ve Keratin ile zenginleştirilmiş özel formülü ile saçınıza canlı ve parlak br görünüm kazandırır. Saçınızın ıslak ya da kuru kolay taranmasını sağlar.
Keratin
Yıpranmalara karşı saçınızı koruru, sağlıklı ve parlak bir görünüm sağlar. Saç tellerinin onarmaya yardımcı olur
Pro – Vitamin B5
Saçın nem dengesini korumaya yardımcı olur, saçı kökten uca besler. Saça ipeksi bir yumuşaklık kazandırır.
Paraben içermez.
Kullanım Önerileri
Şampuandan sonra, ıslak saçınıza uçlardan başlayarak uygulayın ve durulayın.
Kaliteli ama uygun fiyatlı ürünler bulacağımız bir gün olması dileği ile.
Sevgiler…

Le Soleil Güneş Görmeyen Saçlar İçin Şampuan…


Bugün uzun zamandır kullandığım ve memnun kaldığım bir şampuanı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Le Soleil Şampuanı

Önceleri bu şampuanı raflarda çok görmem rağmen benim hiç ilgimi çekmemişti, taki yorumlarını, özellikle olumlu yorumları bloglarda okuyuncaya kadar.
Daha sonrada çok samimi bir arkadaşım yeni bir şampuan keşfettim, sende dene diyip Le Soleil Şampuanı önerince artık bu şampuanı alıp kulamla vaktin geldi dedim Soslu Badem.
Ve evet, bende memnun kaldım bu şampuandan.
Saçımı yumuşacık yaptı.
Saç kremi kullanmayı bırakmadım ama yinede saç uçlarımın açılmasına olumlu bir etkisi oldu ki bu benim en büyük sorunumdur.
Yani bir şampuandan ne beklediysem karşılığını aldım.

Aldığım fiyatı tam olarak hatırlamasam da fiyat olarak pahalı bir ürün değil.
Rahatlıkla önerebileceğim bir ürün olduğunu söyleyebilirim.
Ürün tanıtımında dediği gibi fazla da köpüren bir şampuan değil.

Ürün tanıtımında yazanları da paylaşmadan yazımı bitirmek istemem;
Le Soleil Shampoo sadece güneş görmeyen kapalı saçlara özel şampuanların uzmanıdır. Başka hiçbir çeşit şampuan ile ilgilenmez.
Saçlarımızın da bizim gibi güneş ışığına ihtiyacı vardır.
Başörtüsü, şapka, bone v.b. ile yeterince güneş ışığı alamayan ve havasız kalan saçlar cansızlaşır, zayıflar, yıpranır. Çünkü saç derisinde rutubet ve bakteri oluşumunu artarak kaşıntı, kepek, saç kırılması ve saç dökülmesine neden olabilir.
Gereğinden fazla köpürmez. Saçınızı yıpratmaz.

5 bitki+5 mineral formülüyle 10 etkili bakım

5 Bitki
Biberiye: Saç derisini temizler.
Aloe Vera: Saç köklerini besler.
Bezelye: Saç tellerini kalınlaştırır.
Isırgan Otu: Yağ dengesini sağlar.
Çörek Otu: Saç telini kuvvetlendirir.

5 Mineral
Çinko: Saçların nem dengesini sağlar.
Magnezyum: Saç köklerini güçlendirir.
Bakır: Saç renginin korunmasına destek verir.
Silis: Saç kaybını önlemeye yardımcı olur.
Demir: Kan dolaşımını destekler.

Hangi bitki ve mineralin neye faydalı olduğu benim ilgimi çekti ya sizin?
Yazımı bitirmeden bir konuyu özellikle belirtmek istiyorum.
Ben şampuandan genel olarak memnun kalsamda ne bene de bana şampuanı öneren hiçbir hanım arkadaşımın saçı kapalı değildi.
O sebeple güneş görmeyen saçlara etkisi hakkında hiçbir yorumda bulunamıyorum maalesef.
Ve yazım bu nedenden dolayı içinde eksiklik barındırıyor.
Eğer yazımı okuyan, kapalı bir okuyucum bu şampuanı da kullandıysa yazıma bir yorum yaparak bu eksikliğimi gidermeme yardımcı olur mu?
Yorumlarınızı her zamankinden daha çok ihtiyacım var bu yazıda, beni yalnız bırakmasanız sevinirim…







Ziaja Keçi Sütlü El Konsantresi…


El kremi mevzu benim için çok önemlidir.
Çünkü ellerim çok kurudur.
Ve gerekli nemlendirmeyi sağlamasam çatlamalar bile olabilir, özellikle kuru kış aylarında.
Bu markanın birçok ürünlerini kullanıp memnun kaldığım için, satış görevlisi olan arkadaşımın bu ürünü özellikle el kremi olarak şiddetli tavsiyesi ile satın aldım.
Ve memnun kaldım.
Ürün çok yoğundu, çok az bir miktar bile benim ellerime yetti.
Hemen emildi ve ellerimde yağlı bir his bırakmadı.
Çok severek kullandığım bir el bakım kremi oldu benim için.
Kokusu da süt kokusu idi ve bende bayırım bu kokuya, yani oradan da tam puan aldı benden.

Ürün tanıtımında yazanlar mı? İşte burada;
Çatlamaya eğilimli kuru ciltler için.

Etkisi
Deri koruyucu bariyer işlevini düzenler. Yoğun nemlendirme sağlar. Deriyi besler ve sıkılaştırır.
Pigmentasyon lekelerini aydınlatır.
Deri tonunu düzgünleştirir.

Aktif Maddeler
Keçi Sütü proteinleri.
Pigmentasyon ve yaşlılık lekelerini azaltma faktörü.
Shea Yağı.
Foto yaşlanmayı önleyici doğal UV fitleri içerir.
Dermatolojiktir ve alerji testi yapılmıştır.

Bu arada bu markanın birçok ürününü kullanıp oldukça memnun kalmıştım.
Ancak oturduğum yerde markanın ürünlerini satan yer kapandığı için tekrar alma fırsatım olmadı.
Ürünlerin çoğunu da bloggumu açmadan önce kullanıp bittirdiğimden sizlerle paylaşamıyorum.
Bu ürününde kutusu eski bir çantamın içinde kaldığından yazabildim ancak, bahsedilen kullanıcı yorumlarım yaklaşık olarak 3 sene önceki deneyimlerim.
Sizlere naçizane önerim bu markanın ürünlerine bir gün rastlarsanız şans verin.
Sevgiler…



Bu Bir Deniz Tuzu Yazısıdır…


tuz ile ilgili görsel sonucu 

Bundan yaklaşık olarak bir sene önce doğal güzellik formülleri yazıları paylaşıyordum.
Bu yazılardan birinin altına Buralı Olmayanlar Lokali bir yorum bırakmıştı.
Yorumda; peeling olarak tuzu kullandığını, özellikle bacak peelingi olarak çok işe yaradığını belirtip bana da kullanmamı öneriyordu.
Tabii ben bu güzel öneriyi aklıma hemen not etsem de uygulamam aynı hızda olmadı maalesef.

Yaklaşık olarak bir senemi aldı bu uygulamayı eğleme geçirmek, ama benden size tavsiye, sakın siz bana özenmeyin, hemen uygulayın.
Çünkü müthiş bir şey.

Marketten deniz tuzu aldım. Ve banyoma boş bir kavanozun içine koydum.
Bu arada ufak bir dip not banyom minik bir mutfak oldu; tuz, çay, sirke v.b. ne arasan var. Diğerlerinin de yazısı gelecek bu arada.
Haftada bir defa olmak üzere tüm vücuduma uyguladım.
Yani elime alıp vücuduma direk ovalayarak sürdüm.
Cildimi çok müthiş rahatlattı.
Değme markalı ürünlere taş çıkarırcasına.

Ayrıca yeni öğrendiğim bir özellik daha var tuz pealinginin ; negatif enerjiyi alıyormuş.
Ben çok rahatladım bu uygulamayı yaptıktan sonra beklide bu özelliğinden dolayı.

Size de tavsiyemdir, kesinlikle ama kesinlikle deneyin.

Sevgiler…

Şey… Galiba Ben Yine Bir Çekiliş Kazandım…



Galiba şansım döndü.
Neden derseniz ben yine çekiliş kazandım.
Sevgili Okuma Günlüğümün blogunun doğum günü nedeni ile düzenlediği çekilişi kazandım bu sefer.
Kendisine tekrardan çok teşekkür ederim.


Blog kitap üzerine olunca gelen hediyede kitap olmaması düşünülemez değil mi?
Ben Sana Tutsak bir yabancı yazardan, Julianne Maclean’dan ve bir yerli yazar olan Algan Sezgıntüredi’nin Katilin Şahidi.
Burada şunu açıkça belirteyim ki Katilin Şahidi’ni okumak için sabırsızlanıyorum, oldukça ilgimi çekti kitabın tanıtımı, beklide yeni bir yazar keşfedeceğim…
Tabi ki okuduğum kitapların yorumunu da Kelepir Kitapçıda yapacağım.


Not defteri ve kalem çantamdaki yerini aldı bile, ama stickerler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim çünkü fotoğrafını çektiğim gibi benim küçük komşum onlara el koydu.


Kartpostallara olan tutkumu ise Okuma Günlüğünün nasıl bildiğini merak etsem de , beni oldukça mutlu ettiği kesin.
Tabi bu arada Okuma Günlüğünün bana yazdığı kartı da yaptığım posta kartı koleksiyonuna koydum bile.


Bu ajanda ise benim oldukça ilgimi çekti.
Oldukça orijinal, içinde bazı özel günleri hatırlatan komik resimler var, benim oldukça hoşuma giden.


Okuma Günlüğümden gelen kitaplarımın birini hediye gelen kahvelerim ile başlayayım değil mi?

Yakın zamanda iki tane çekiliş kazanınca benimde bu yazıya son verip gitmem lazım değil mi? Nereye mi? Tabi ki piyango bileti almaya.
Eğer yazılarıma ara verip, arada bir paylaşım yaparsam ve de  yazdığım ürünler Türkiye’de olmayan ve çok pahalı ürünler ise…
Bilin ki Soslu Badem artık zengin olmuş demektir…
Şaka bir yana hayattaki güzelliklerin daim olması ve hep ama hep şanslı olmanız dileği ile,

Sevgiler…

Emotion Ocean Fresh Deodorant...


Emotion markasına ait kokular çok bilinen ve kullanılan kokulardandır, deodorantları da aynı şekilde. Ama ben bu markaya ait hiçbir kokuyu bugüne kadar kullanmadım desem inanır mısınız?

Kullanmamam için hiçbir özel nedeni de yoktu üstelik.
Çiçek kokularını da çok sevmeme karşın bir türlü kısmet olup satın almamıştım, biliyorum bu itiraf kozmetik ürünleri ağırlıklı paylaşımlar yapan bir bloggere hiç yakışmadı, lakin durum bu…
Şeytanın bacağını Emotion Ocean Fresh Deodorant ile kırdım sonunda.
Günlük kullanımda hafif kokuları seviyorum, bana temizlik hissi verdiği için.
O sebeple de bu kokuyu oldukça sevdim.
Kokudan yana sıkıntım olmasa da alırken, kokunun kalıcılığının süresi ve ter kokusuna karşı korumasına yönelik endişelerim vardı.
Fakat gözümü karartıştım bir kere.

Sonuç mu?
Niye ben bu markanın deodorantlarını daha önce almadım diye hayıflanma.
Kokuyu sevdim, sevmesem niye alayım değil mi? kokunun kalıcılığından memnun kaldım ve en önemlisi ter kokusunu önlemesini de sevdim.

Bir deodoranttan başka ne beklenir ki başka…
Eğer sizde benim gibi Emotion deodorantlarından kullanmayan azınlıktan biriyseniz bir şans vermelisiniz bence.

Ben serinin başka bir deodorantı ile bu maceraya devam ediyorum, bitince yorumlarımı sizlerle aylaşmak üzere;
Sevgiler….



Nivea Firming Good-bye Cellulite Gel-Cream


Malum önümüz yaz ve benim klasik ne olacak bu selülitlerin hali sendromum başladı hali ile.
İşte halim bu iken benim gibi olan sevgili okuyucularıma ki umarım bu sorunu olan pek yoktur, bu konuda kullanmış olduğum ürün deneyimlerinden birini paylaşmak istedim.
Genel olarak Nivea ürünlerini çok severim ve tereddüt etmeden alırım.
Genelliklede memnun kalsam da bu ürün maalesef bu konuda ki bir istisna oldu.
Yani ürünü hiç beğenmedim.

Ürünü sadece akşamları kullandım.
Her gün düzenli olacak şekilde.
Ama uzun süre kullanmama rağmen hiçbir etkisi olmadı.
Ne sıkılaşma nede selülit görünümünde azalma.

Şunu da belirteyim kullandığım dönemde, yediklerime ve içtiklerime dikkat ettim ve uzun yürüyüşlerime de devam ettim.
Yani ben üzerime düşeni yaptım ama Niveya yapmadı.

Ben bu üründen memnun kalmadım ama belki aranızda memnun kalan vardır? Yorumlarınızı benimle paylaşır mısınız?

Bu üründen memnun kalmadığım için serinin diğer ürünlerini de kullanmaya cesaret edemedim.
Ama Nivea ürünlerine olan sevgim baki.

Benden bu günlük bu kadar.
Selülitsiz bir yaz geçirmeniz dileği ile;
Sevgiler…

Bee Beauty El Kremi…


Bu el kremi yaklaşık bir senedi kullanıyorum, severek.
Ürünün öyküsü de ilginç bende.
Ben bu ürünü sevgili Buralı Olmayanlar Lokalinin çekilişinde kazanmıştım.
Ki o çekiliş çok güzel ve sağlam bir dostluğun temelini attı. Değil mi 
Hatta unutmam, 
çekiliş ile gelen ürünlerin içinde bu el kremini gördüğümde hemen çantama atmıştım 
ve teşekkür yazısını yazarken çektiğim gelen hediyelerin olduğu 
fotograflarının içine koymayı bu sebeple unutmuştum.

Ancak yazıyı tam bitirirken hatırlayıp, el kreminden söz edebilmiştim.
Ürünün resmi ve tanıtımı bu yazıya kısmetmiş demek ki.
Ürün o gün bu gündür benim çantamın vazgeçilmezi idi.
Ellerimi, özellikle kış günlerinde, yumuşatmasını sevdim.
Kolaycada emildi.
Ve Kokusu da hoşuma gitti kullandığım süre boyunca.
Ve çok kullanmama rağmen bir senden fazla süre boyunca beni idare etti.  
Az bir miktarı ellerime sürmeme rağmen ellerimi yumuşatması nedeniyle.
Yani bereketli bir üründü.
Bu ürünü sevmemde ki en önemli etken, fiziksel etkileri dışında, içinde
arkadaşımın sevgisi de oluşuydu beklide.
Bu el kremi vasıtası ile sevgili arkadaşım Buralı Olmayanlar Lokalini çok çok öpüyorum.

Yazımı okuyan sizlere de kucak dolusu sevgiler…

Posta Kutumdaki Kestane Fiyonk Blogundan Gelen Bir Sürpriz Vardı Bugün…


Bugün yeni tanıştığım, ama hemen sevip kaynaştığım bir bloggerin etkinliğinden bahsetmek istiyorum.
Zaten bu etkinlik beklide hemen bizi kaynaştırmıştır, kim bilir?
Daha önceki bir yazılarımda çeşitli kereler kartpostal yollamayı çok sevdiğimi söylemiştim.
Posta kutumda ise kart bulmak beni inanılmaz mutlu etiğini söylememe gerek yok sanırsam.
Hatta uluslararası bir site olan postcrossinge üye olup, dünyanın birçok yeri ile posta kartı alış verişi yaptığımı da anlatan bir yazıyı da sizlerle paylaşmıştım.

Bunun dışında benim sevgili blogger dostlarım olan  Buralı Olmayanlar Lokali ve GelinçikZamanları Blogu ile de özel günlerde kartpostallaşıyoruz.
Ama bunu bir blg etkinliği yapmayı neden ise akıl edemedim.

Kısmet Kestane Fiyonk Blogunun böyle bir etkinliğine katılmakmış…
Kendisi bloggerler, hatta blogunu okuyanlar arası bir kartlaşma etkinliği başlatmıştı, beni de davet edince severek, hatta uçarak bloguna ışınlandım ve bu güzel etkinlikte yerimi aldım.
Hemen birbirimiz ile adres alışverişi yaptık ve ben hemen kartımı yolladım.
Ve en sonunda benim kartım da geldi.
Bu bizim arkadaşlığımızda benim ilk kart olduğunu bilsem de, son kart olmayacağını umuyorum…

Ve sizde bu güzel etkinlikte bende olmak istiyorum diyorsanız tık tık
Peki, nedir bu postcrossing Soslu Badem? Ben o yazını kaçırdım diyorsanız, o zaman tık tık

Siz yazımı okurken, bende posta kutuma bakayım, gelen bir posta kartı var mıdır diye.
Hayatınızda güzellikler, hatta bazı nostanjik güzellikler olması dileği ile;
  Sevgiler…