Ursula K. Le Guin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ursula K. Le Guin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kitap; Her Yerden Çok Uzakta…



Yüce Dağ Başında Bir Arkadaşla
Önceden de oldu yüze anlarım.
Bir kez geceleyin parkta yürürken, yağmur altında, güzün.
Bir kez çöl ortasında, yıldızlar altında, ekseni üzerinde dönen yeryuvarına döndüğüm gün.
Kimileyin düşünürken, sadece düşünüp tartarken olan biteni.
Ama hep yalnız.
Kendi başıma.
Bu kez yalnız değilim.
Yüce dağ başında bir arkadaş var yanımda.
Natalie.
Bir şey yok, hiçbir şey yok bundan üstün.
Ömrünce görmezsem de bir daha, eh diyebilirim yine de,
Bir kez orada bulundum.
Dahası da var elbet, ama bu konuda anlatmak istediklerim hepsi bu kadar sanırım. ‘’ Dahası ‘’ değdim, bundan sonra olup bitenler, olup duranlar…
Dileğin Ursula K. Le Guin macerası devam ediyor, bir yazarı bu kadar geç keşfetmenin olanca pişmanlığı ile…. Bu kez farklı bir aşk hikâyesini anlattığı Her Yerden Çok Uzakta ile…

Ona göre; önümüzde konan tek seçenek, öteki insanlar gibi olmak ya da öteki insanların olmamızı istediğimiz gibi olmaktı. Ya uyanacaktın ya da boyun eğecektin.
Genç bir çocuğun, hayatını sorguladığı, olmak istediği ile olunması istediği kişi arasında ki farklar arasındaki gidip gelmelerini anlatan bir öykü bu.
Ve bu arada aşkı bulması, hayatı birlikte sorguladığı bir aşkı bulması.
Yaşamın anlamı nedir diye sorular soranın bir yararı olmadığına karar verdik; çünkü yaşam bir yanıt değil, bir sorudur ve yaşamın yanıtı siz kendinizsinizdir.
Bu güzel öyküyü kendinizin kitap yolculuğunuzdaki bir durak olmasını kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap bu.
Fazla bir şey anlatmayacağım bu kitap hakkında, alıntılar bence her şeyi o kadar güzel anlatıyor ki, buna ekleyeceğim şeyler sadece laf kalabalığı olacak sadece.

Kimseyi kimse yapmamak için herkesi düzlüyorlardı.
Kimsenin sizi düzeltemeyeceği, hayatın içinde kendi girinti ve çıkıntılarınız ile var olmanız dileği ile.

Sevgiler…
💖



Kitap; Mülksüzler…



Yazımın sonunda yazacağımı ilk başta yazmak istiyorum bu sefer, neden bu kitabı bu kadar geç okudum ve yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum…
Bu küçük girişten sonra klasik yazım tarzıma geri dönersek eğer , kitap tanıtımında yazanları sizlerle paylaşmak  isterim.
Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir.
Devrimi satın alamazsınız.Devrim yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak…
Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.
Kitap tanıtımında kitaptan bir bölüm alınarak yapılmış ve arkasından yazar kitabının özünü oluşturan Anarşizm’i nasıl tanımladığını bizimle paylaşmış.
Romanım Mülksüzler, kendine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo’dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.
Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal- Darwinist ekonominin özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm : eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin’in, Goldmann ve Goodman’ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir ( dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır.
Ursula K. Le Guin
Kitap iki ayrı zamanda ve iki ayrı dünyada geçiyor. Shevek’in gelişimi, geri dönüşlerini görebildiğimiz bu iki farklı dilimdeki olaylar bize iki dünyayı da karşılaştırma imkânı sağlıyor. Yazarın kurduğu dünya fantastik olsa da, bazı yönlerle o kadar tanıdık ki olayların olmayan bir yer ve zamanda geçtiğini unutuyorsunuz zaman zaman. Kapıya bir kilit daha asıp adına demokrasi diyorsunuz okuduğumda nedense aklıma Avrupa ve Mülteciler geldi. İşte kitaptaki bazı yerler o kadar günümüzden ki… Belki sizde bu kitabı okuduğunuzda benim görmediğim, göremediğim günümüz gerçeklik bağlantılarını bulacaksınız. Kim bilir?
Shevkin hem anarşizm toplumunda, hem de günümüzün kapitalist toplumunda yaşadıkları ama daha önemlisi düşündükleri arasında gidip gelirken kendinizden de çok şeyle bulacaksınız. Hele ki yaşadığımız toplumdan… Kitaptaki iki yer beni özellikle çok etkiledi, anarşizm toplumundan gelen Shevek’in alışveriş için gittiği yerdeki şaşkınlığı ve kitapta ki kadın kahramanlardan olan Vea’nın davranış ve düşüncelerine getirdiği yorum…  Kitabın heyecanı kaçmaması için detay vermesem de, okuduğunuzda bu iki yere de dikkat etmenizi naçizane ama şiddetle tavsiye ederim. Hele bir bayansanız Vea hakkında ki yorumu özellikle dikkat etmelisiniz. Hepimizin içindeki açmazlardan, toplumun bize dayattığı davranışlardan bir şeyler bulacağınıza, maalesef, kesinlikle eminim.
Var olmanın yasası mücadeledir.
Kitap gerçekte var olmayan dünyalarda, var olmayan siyasi sistem ve gerçek olmayan toplum yaşantısında gecede, günümüzdeki dünyayı, siyasi sistemleri ve toplum yaşantısını anlamak için kesinlikle okumanız gereken bir kitap…
Kendini bir hapishaneye kilitlediğine göre nasıl özgür bir adam gibi davranabilirdi?
Yazımı bitirmeden önce kitaptaki Sonsöz bölümünü okumadan kitabı bitirdim dememeniz gerektiğini özellikle belirtmek isterim. Bülent Somay’ın yazdığı bu bölümde yazar ve kitapla ilgili öğle değerlendirmeler var ki, kitaptaki birçok olaya, hatta kitabın ismine bile, başka bir bakış açısı ile bakmanızı sağlayacak. Dostoyevskinin Ecinniler romanı ile olan bağlantısını bilmeseniz kitapta bir şeyler eksik kalır… Sonsözden bir alıntı yapmadan yazımın bu bölümünü bitirmek istemem;
Ama Mülksüzler bir ütopya.Alışagelmiş türden bir ütopya değil. Kendi toplumunu, bugün ve burada varolanları eleştirerek buna alternatif bir mükemmel şehir ya da dünya tasviri yapan bir ütopyacının kaleminden çıkmamış, ama umut ilkesi metnin her satırında kendini gösteriyor. Le Guin bize mükemmel bir toplum tasvir etmiyor, tersine, tüm eksiklikleriyle bir yenidünya’yı ve tüm sevilebilir yanlarıyla bir eski dünya’yı karşı karşıya ve yan yana koyuyor, karşımıza koyuyor. Bir tercih yapmamız için değil, ikisine birden bakarak kendimize bir umut ufku oluşturmamız, yenidünya’ya eski dünya üzerinden, geri dönerek varmamız için…
Bizim gibi duvarları çok ve yüksek olan bir ülkede yaşayan bireyler olarak çevremizdeki duvarları yıkmasak bile en azından fark etmek için bile okunması gereken bu kitabı için beni kadar geç kalmamanız dileği ile… Kim bilir belki bu arada birkaç duvar bile yıkarız…
İçeri kapanmak, dışarıda bırakmak, aynı şey…
Sevgiler…
Bu karikatür kitabın içinden çıktı, kitabı benden önce okuyan birinden olan bu hatırayı da paylaşmak istedim.

Kitap; Rüyanın Öte Yakası...



‘’ Her şey rüya görür. Şeklin, varlığın oyunları, madenin rüya görmesidir. Kayar kendi rüyalarını görür ve yeryüzü değişir… Ama zihin bilinçli hale geldiğinde, evrim ivme kazandığında, işte o zaman dikkatli olmamız gerekir. Dünyaya karşı özenli olmanız gerekir. Yolu yordamı öğrenmelisiniz. İşin püf noktalarını, sanatını, sınırlarını öğrenmelisiniz. Bilinçli bir zihin, bilerek ve özenle bütünün bir parçası olmalıdır_ tıpkı kayanın bilinçsiz olarak bütünün bir parçası olması gibi.’’

Herkes rüya görür. Peki ya bir gün rüyalarınız gerçek olsa? Hatta her rüyanızla gerçekliğin sürekli yeni baştan yaratsanız? Le Guin her zamanki usta anlatımı ve özgün bakış açısıyla bu soruya yanıt arıyor. Denklemin bir tarafında, gördüğü rüyalarla tüm insanlığın ve hatta evrenin kaderini değiştirmektedir gönülsüz bir kahraman, diğer tarafındaysa onun gücünü ‘’ faydalı işler ‘’ yapmak için kullanırken iktidar hırsına yenik düşen bir bilim adamı var. Gönülsüz kahraman omzundaki bu ağır yükten kurtulmak, herkes gibi dünyanın bir parçası olmak istiyor; bilim adamıysa bu olağanüstü yeteneği kullanıp daha iyi, daha ‘’ akılcı ‘’ bir dünyanın mimarı olmak.

Rüyanın Öteki Yakası, hayal gücünü kamçılayan olay örgüsü ve derin felsefi boyutuyla Le Guin severlerin ve fantastik edebiyat tutkunlarının kaçırılmaması gereken bir roman.

 Yine bir Le Guin Kitabı…
Yine nasıl okunup bittiği anlaşılmayan bir kitap…
Yine uykusun bir gece…
Ve yine bir pişmanlık; bu kitabı neden bu kadar geç okudum pişmanlığı…

 Le Guin kitaplarına olan ayrı bir düşkünlüğüm, hayranlığım vardır.
Yazarı geç keşfetmenin pişmanlığı yanında…
Bu kitapta aynı kaderi paylaştı benim kitap yolculuğumda.
İçindeki fantastik dünyada kaybolurken ben daha önce neden buralara gelmedim diye düşündüm.
Orr ile rüya görüp, Haber ile dünyayı şekillendirmeye çalışırken, gerçekliği değiştirmenin dünyayı daha iyi yer yapıp yapmayacağının yolculuğunda düşüncelere dalıp uzaylıların dünyayı işgaline şahit oldum.

Rüyalarında bayram edenler yasa uyanır.
Chuang Tzu

  Olay örgüsü ne kadar fantastik olsa da, aynı ölçü de içine çekiyor sizi. Ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. En azından bende öyle oldu. Ve her kitap severe rahatlıkla önerebileceğim bir roman sunuyor bize Le Guin.

Kitabın tanıtım yazısında yazılanlara tamamı ile katılıyorum. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir roman bu.
Ve kitap sever herkesin kütüphanesinde bir Le Guin kitabı olmalı.

Eğer daha önce yazarın kitaplarından birini okumadıysanız belki bu kitap ile başlayabilirsiniz.
Rüyalarımızın örte yakasında görüşmek dileği ile
Sevgiler…